Kayıtlar

Resim
BEDEN DÜNYADA DA DOĞRUYU SÖYLER Kelimeler çok şey anlatır... Çok şey söyler... Fakat insanın kullandığı diller, sadece kelimelerin kardeşliğinden oluşmaz. Beden dili dediğimiz bir dil var ki, kelimelerden daha dürüst, daha açık sözlüdür. İnsan konuşurken kendi idealindeki kişiliğin gösterisini yapabileceği kelimeler seçebilir. Hatta buna kendisi bile inanabilir. Fakat kendini kandırdığı, kendine bile yalan söyleyerek inandırdığı durumlarda bile beden daima doğruyu söyler... Hatta diyebilir iz ki, Beden dünyada da doğruyu söyler.. . Dünyada da derken başka nerde doğruyu söyler diye sorulabilir... Allah, Kur'an-ı Kerim' d e insanların yaptıklarına, yapıp işlediklerine organlarının şahitlik edeceğini, k onuşma fiilinin mühürlenip, doğruyu söyleyen bedenin konuşacağını ve ona söz verileceğin i söyler . Beden insanın kendinden daha dürüst bir arkadaşı, yoldaşı, rehberi hatta gerçek duygularına ayna vazifesi gören vefalı b...
Resim
BİR FİLM BİR YORUM...  DENEY (DAS EXPERİMENT) Deney (Das Experiment), Sosyal Psikolog Philip Zimbardo önderliğinde gerçekleştirilen ünlü Standford Hapishane Deneyinden sinemaya uyarlanan 2001 Alman yapımı bir filmdir. 2010 yılında 'Das Experiment' filminin Amerikan yorumu diyebileceğimiz 'The Experiment' çekilir. 1971 yılında, Zimbardo'nun başında bulunduğu bir grup araştırmacı, güç ilişkilerinin ve verilmiş statülerin birey üzerindeki etkilerini incelemek için yetmiş beş kişi arasından seçilen yirmi dört erkek lisans öğrencisini Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirerek, bu öğrencilerin yarısının gardiyan, diğer yarısının ise mahkûm rolünü oynamasını istediler. Zimbardo, mahkum rolü oynayacak kişilerin evlerinden alınması için bölgedeki polislerden yardım aldı. Polislerin yardımı ile, mahkum olarak seçilen kişiler evlerinden silahlı soygun suçundan tutuklanmak üzere alındılar. Stanford Üniversitesinde kurulmuş ol...
Resim
PETER PAN SENDROMU VE UZAMIŞ ERGENLİK Peter Pan, James Matthew Barie tarafından yazıldığında sadece eğlenceli bir çocuk kitabıydı. Hep çocuk kalmak ve hiç büyümek istemeyen bir kahramanın başından geçen heyecanlı ve neşeli maceraları konu ediyordu. Sonraları Peter Pan, psikolojik bir sendroma isim olarak verildi. Psikoterapist Dan Kiley ‘Peter Pan sendromu ve hiç büyümeyen erkekler’ adlı kitabında, ilk defa bu sendromdan bahsetti. Yetişkin olmanın negatif yönlerine odaklanan, büyümenin getirdiği sorumlulukları almaktan kaçınan ve yaşı ilerlese de çocukluğa dair alışkanlıklarına devam eden kişilerin yaşadığı sorun Peter Pan sendromu olarak adlandırıldı. Bu isim, tıp literatüründe açıkça bahsedilmese de, yaygın olarak bilinir ve kullanılır oldu. Günümüzde Peter Pan bir masal kahramanı olmaktan öte bizzat hayatımızın içinde yaşayan kişilere dönüştü. Bir çoğumuzun hayatında ya da çevresinde bir Peter Pan mutlaka var. Arkadaş, komşu, eş veya çocuklar... Modern çağın ve bu ç...
Resim
KENDİNE DOST OLMAK - “Önce kendine dost ol...” - “Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum ki...” - “Sana dost olmasını istediğin kişi gibi davran kendine, nasıl bir dosta ihtiyacın varsa, kendine de öyle dostluk et...” İnsan eksik hisseder, ötekinin yüreğinde kendini tamamlayacak bir kelime arar. Tam bulduğunu düşündüğünde bir de bakar ki o da eksik, o da yarım, o da bir arayış içinde... Bu tamamlanma ve tam olma arzusu, huzurun sadece bu tamamlanış ile olacağı inancı, insanı bir ömür boyu aramaya iter. Her rastladığı, her farkettiği ve her gönlüne düşen insanda bu sefer bulacağına dair inancı daha da artar. Her ne kadar tekrar tekrar hayal kırıklıkları yaşamış olsa da, hep bir yerlerde aradığı şeyin kendisini beklediğine inanır. Çevresine realist söylemlerle artık kimseye ihtiyacı olmadığı çığlıkları atsa da, herkesten sakladığı kapıların arkasına geçip, geleceğine inandığı şey için gizli gizli dua eder. Bir ...
Resim
YÜZ ÇİZGİLERİ NE SÖYLER?   "Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur..." diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell? Her insanın, hayatı ve olayları okuyuş tarzı birbirinden oldukça farklıdır. Kimi endişeyle, kimi korkuyla, kimi öfkeyle, kimi de sükunetle seyreder olup biteni... Birçok duygu repertuarına sahip olsak da, ağırlıklı olarak kullandığımız, hatta bizimle özdeşleşen, akla geldiğimizde o duygu haliyle hatırlandığımız baskın duygu hallerimiz vardır. Kimimizde öfke daha baskınken, kimimizde kaygı, bir diğerinde şefkat ve merhamet öndedir. Duyduklarımız hemen endişeye kapılmamıza yol açıyorsa, felaket senaryoları yazıyorsak, bu halin yıllarca devam ettiğini düşün...
Resim
KİNTSUGİ - Yaralı Olan Değerlidir- Her şey her şeyle ilgili, her şey her şeyle alakadardır. Bir şeyi alıp, diğer her şeyden koparıp, ayrı bir yere koyamayız. Bu onu yokluğa, anlamsızlığa, yalnızlığa hapsetmenin öbür adı olur. Eşyanın hali insanın hali gibidir, kırılması, onarılması, bakımı ve özen gösterilmesi birçok yönden benzerlik gösterir. Yine, her şey her şeyin sembolü, metaforu, dile getireni ve en güzel anlatanı oluverir. O yüzden severim metaforları, göze batmamış, dile gelmemiş nice gerçek, onlar sayesinde zarif bir anlatıcının elindeki gizemli bir masala dönüşüverir. Ve hiçbir kuru cümlenin anlatamayacağı, sayfalarca makalenin ifade edemeyeceği hikmetleri okuyucusuna bir iki kelimeyle zarifçe anlatır. Şimdi size böyle bir metafordan, bir sanattan, bir hayat felsefesinden bahsedeceğim. Bu sanata dair birçok yazı, makale v.s. okudum, okudukça hayranlığım arttı. İnsana, onun yaralarına, yaralı hikayesine yönelik ne çok şey söylediğini fark ettikçe okumaya...