BİR FİLM BİR YORUM...
DENEY (DAS EXPERİMENT)
Deney (Das Experiment), Sosyal Psikolog Philip Zimbardo önderliğinde gerçekleştirilen ünlü Standford Hapishane Deneyinden sinemaya uyarlanan 2001 Alman yapımı bir filmdir. 2010 yılında 'Das Experiment' filminin Amerikan yorumu diyebileceğimiz 'The Experiment' çekilir.
1971 yılında, Zimbardo'nun başında bulunduğu bir grup araştırmacı, güç ilişkilerinin ve verilmiş statülerin birey üzerindeki etkilerini incelemek için yetmiş beş kişi arasından seçilen yirmi dört erkek lisans öğrencisini Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirerek, bu öğrencilerin yarısının gardiyan, diğer yarısının ise mahkûm rolünü oynamasını istediler.
Zimbardo, mahkum rolü oynayacak kişilerin evlerinden alınması için bölgedeki polislerden yardım aldı. Polislerin yardımı ile, mahkum olarak seçilen kişiler evlerinden silahlı soygun suçundan tutuklanmak üzere alındılar. Stanford Üniversitesinde kurulmuş olan sahte hapishaneye getirilen mahkumlara, aynı gerçek tutuklulara uygulanan muamele yapıldı. Sabıka fotoğrafları çekilip, üzerleri arandı. Hepsine tek tip kıyafet giydirildi. Bunun yanısıra tutuklulara isimleriyle hitap etmek yerine, kendilerine verilen numaralarla seslenildi.
Mahkumlara deney süresince gardiyanların emirlerini dinleme zorunluluğu getirildi. Gardiyanlara ise, mahkumlara sözlerini geçirebilmek için olabildiğince sert davranmaları, ancak şiddete kesinlikle başvurmamaları tembih edildi. Deneklerin uyması gereken sadece belli sayıda basit kural vardı, fakat bu kadarı bile onların içindeki bastırılmış kişiliği tetikleyerek ortaya çıkarmalarına ve deneyi gerçek hayat gibi algılayarak davranmalarına sebep olmuştur.
Film, genel hatları ile toplumsal sınıflar ile iktidar kullanımı arasındaki ilişkinin boyutlarını belli düzeyde dahi olsa görmemizi sağlamak açısından oldukça kayda değer bir işlev görmektedir. Her ne kadar, özellikle filmin sonlarına doğru, deneyin etki ve sonuçları biraz 'abartılmış' olsa da, bu abartının, bir gerçekliğin filme uyarlanması olarak düşünüldüğünde olağan karşılanabilir.
Denekler, istedikleri zaman deneyi bırakabileceklerini bilmelerine rağmen, genel olarak kendilerine verilen rolü sonuna kadar üstlenmeyi seçiyorlar. Zimbardo altıncı günün sonunda deneyi bitirinceye dek, gardiyan rolünü üstlenenler, mahkumların kendi otoritelerini tanımaları için sadist bir boyuta varacak şekillerde şiddet uygulamaya; mahkum rolünü üstlenenler ise, baskı karşısında kendi hak ve özgürlüklerini elde etmek için uğraşırken, duygusal olarak travma geçirmeye kadar çeşitli davranışlar ve eğilimler sergiliyorlar.
Film, insan ruhunun ne kadar çok şey saklayabildiğini ve dışarıdan en masum görünenin bile belirli yetki ve güç verildiğinde nasıl bir psikopata dönüşebileceğini göstermesi açısından çarpıcıdır.
Filmde “Üniforma Etkisi” de diyebileceğimiz bir durumdan söz edebiliriz. İnsanlar kendilerine güç ve yetki verildiğinde, algı ve davranışları bu yönde değişebilmekte, otoriteyle ilgili tüm olumsuz kayıtları ortaya çıkabilmektedir. Gücün verdiği duyguyla daha saldırgan, ötekiyle empati kuramayan, merhamet duyguları bastırılmış bir şekilde davranabilmektedirler.
Bu filmdeki deney, denetimsiz güç, güç değildir sözünün açık bir şekilde ortaya konulmuş halidir.İnsanların eline güç ve gücü uygulama yetkisi geçtiği zaman nasıl değişebildiklerini ve içlerindeki en sadist yönün nasıl ortaya çıktığını açıkça göstermektedir. Özellikle travmatik geçmişi olan, ezilmiş, otoriteyle sorunları olmuş ve otorite (baba vs.) tarafından ruhsal olarak zedelenmiş kişilerin gücün verdiği etkiyle kendileri de kontrolden çıkmış bir sadiste dönüşmektedir.
İç denetimi zayıf, kendine yabancılaşmış travmatize kişilerde bu durum daha kolay gerçekleşmektedir. Daha protest olan mahkumların ise, otoriteyle gerçek hayatlarında da sorunları olan kişiler oldukları senaryo içinde bir bilgi olarak verilmiştir.
Deneyin etkileri daha ilk günden kendini göstermeye başlamıştır. Mahkumlar özellikle de gardiyanlar hemen rollerine uyum gösterdiler. Gardiyanların emirleri üzerine onlara karşı çıkan mahkumlar oldu. Gardiyanların otoritesini ciddiye almadılar. Gardiyanlar daha da sertleşti. Güçlerinin sorgulandığını hissederek, hakaret ve fiziksel şiddetin dozunu artırdılar. Filmde deney boyunca gardiyanlar tarafından baskı ve şiddet arttıkça, direniş de aynı oranda artmış, ölümle sonuçlanan durumlara kadar varılmıştır.
Bu deneyin sonuçlarını gerçek hayat içinde de görebiliriz. Birçok mecrada insanlara otorite ve otoriteyi sağlayan yetki ve üniforma verildiğinde neler olabileceği konusunda ne yazık ki sınır yok.
Filmde, denekler başlangıçta bunun bir deney olduğunu bilmelerine rağmen, zamanla kendilerini rollerine kaptırıp, durumu gerçek gibi algılamaya başlıyorlar. Kişinin gerçek hayatta da bazı alt kimliklerini abartarak, hezeyanlar üretmesi, kendisini sadece bu alt kimlikten ibaret sayması sonucu kontrolden çıktığı durumlar vardır. Güç algısı ve verilen role ilişkin gücü fazlaca sahiplenme, güçten büyülenme diyebileceğimiz bir durum yaşanmaktadır.
Filmde mahkumlara yardım eden gardiyanlar da vardır. Onlar kendi içlerindeki duygu ve merhametle bağını koparmayan kişiler olarak karşımıza çıkar. Kurban rolündeki kişilere yakın durup yardım ederek diğerleri yerine onlarla bağ kurmuşlardır.
Film, sosyal psikolojik bir gerçekliği konu edinmesi açısından oldukça ilginç ve değerli bilgiler vermesi yanında, insan ruhunun aynı durum, olay ve stres faktörleri karşısında birbirinden ne kadar farklı tepkiler üretebileceğini göstermesi açısından önemli ve çarpıcı niteliktedir.
Psikolog&Psikoterapist
Banu Yaşar



Yorumlar
Yorum Gönder