BEDEN DÜNYADA DA DOĞRUYU SÖYLER
Kelimeler
çok şey anlatır...
Çok
şey söyler...
Fakat
insanın kullandığı diller, sadece kelimelerin kardeşliğinden
oluşmaz. Beden dili dediğimiz bir dil var ki, kelimelerden daha
dürüst, daha açık sözlüdür.
İnsan
konuşurken kendi idealindeki kişiliğin gösterisini yapabileceği
kelimeler seçebilir. Hatta buna kendisi bile inanabilir. Fakat
kendini kandırdığı, kendine bile yalan söyleyerek inandırdığı
durumlarda bile beden
daima doğruyu söyler...
Hatta
diyebiliriz
ki,
Beden
dünyada da doğruyu söyler...
Dünyada
da derken başka nerde doğruyu söyler diye sorulabilir...
Allah,
Kur'an-ı Kerim'de
insanların yaptıklarına, yapıp
işlediklerine organlarının şahitlik edeceğini, konuşma
fiilinin mühürlenip, doğruyu söyleyen bedenin konuşacağını ve
ona söz verileceğini söyler.
Beden
insanın kendinden daha dürüst bir arkadaşı, yoldaşı, rehberi
hatta gerçek duygularına
ayna vazifesi gören vefalı
bir dostudur.
Beden
bizimle sürekli konuşur, sesini duyuramazsa hastalıklar
aracılığıyla bizi uyarmaya,
harekete geçirmeye ya da kendimize yaptığımız eziyeti durdurmaya
çağırır.
Bazen
bu uyarısını bedensel bazen de ruhsal rahatsızlıklarla dile
getirir. Psikolojinin üstatlarından Jung'un
dediği gibi “Kişinin
huzursuzluğu, mutsuzluğu, gerginliği, sıkıntısı, depresif ruh
hali onu uyandırmaya çalışan
önemli dostlarıdır...”
İnsan,
varoluşunun
belli bir aşamasında, belli bir katta
sıkışıp kaldığında, aynı seçimler aynı düşüşler ve aynı
sonuçlar arasında gidip gelmenin yorgunluğunu ve bıkkınlığını
yaşadığında, bedeni ağrı ve hastalıklarla onunla konuşmaya
çalışır.
Aynı
karşımıza çıkan insanlar, duyduğumuz kelimeler, istediğimiz
gibi gitmeyen işler gibi bedenimiz de, hayatımızda bir şeylerin
yolunda gitmediğini ve artık kendimize zulmetmekten vazgeçip,
çözüm bulmamız gerektiğini, eski zırhlarımızın artık işe
yaramadığını, işlevini bitirdiğini, kendimizi sıkıştırdığımız
duvarlardan uzaklaşmamız gerektiğini söyler.
Tüm
kainat, kaderin o inanılmaz senaryosu ve beden, insanın gerçek
dostları olarak, kendini maruz bıraktığı, zulmettiği,
hikâyesini ve ömrünü harcadığı yerlerden kurtarıp, onu daha
fıtri yaşayabileceği bir alana çekmeye çalışırlar.
Kendimize
dürüstçe söylemediğimiz duygular ve düşünceler bedenimiz
aracılığıyla dile gelir. Agah Aydın'ın dediği gibi “
Zorda kalınca bedenine kulak ver!
Dünyanın en ‘dürüst canlısı’ insan bedenidir! O, istemeden
katlandığı ilişkileri kusar, yanlış insanlarla temasta kaşınır,
sevmediği işlerde uyuklar! "
Beden
kusarak, kaşınarak, uyuklayarak,
ağrıyarak bize gerçekte ne yaşadığımız ve ne hissettiğimiz
konusunda geri bildirim verir. Kendine dürüst olan insan, ruhuna
darlık verecek, kalbini incitecek durumlara kendini uzun süre
maruz bırakmaz. Oralarda bulunmayı sürdürüp, ruhuna eziyet
etmez. Mecbur kalsa, sağlıklı sınırlar koymayı zamanla
öğrenerek, kendine zulmetmekten yine de
kurtulabilir.
Bedenimizdeki
her bir hücre, birçok deneyim ve ruhsal yaralanmayı sessizce
kaydeder. Herbir kayıt bir tecrübe olarak depolanır. Ve yeri
geldiğinde bu kayıtlara dayanarak beden tepkiler verir, ağrır,
kusar veya kaşınır. Birçok hastalığın ve semptomun bize ne
söylediğine dair araştırmalar yapılmakta, ortalama olarak hangi
ağrı ve hastalığın hangi duygulara karşılık olduğu bulunmaya
çalışılmaktadır.
Özellikle
tıbbi bir sebebi bulunamayan, birçok tahlil ve tetkik yapılmasına
karşın bir cevap alınamayan
hastalıklarda
bu dili okumak daha elzemdir. Beden ısrarla bir şeyler anlatmaya
çalışmaktadır.
Yutma
güçlüğü çeken, yutarken çok zorlanan, suyu içerken bile
yutması mümkün olmayan birşeyi yutmaya çalışırcasına
zorlanan bir hastanın, aylarca süren tetkik ve tahlilleri sonucu
hiçbir sebep bulunamamış olması bir de psikiyatrinin görmesi
tavsiyesiyle sonuçlanmıştı. Terapi sürecinde duygularını ifade
etme güçlüğü yaşayan, geçmiş travmatik yaşanmışlıklarını
konuşamayan, hakkını korumayan bir kişilik yapısı olduğu
tespit edilmişti. Terapide yargılanmadığı ve anlaşıldığı
duygusunun verdiği güvenle kendini ifade etme becerisi kazanan
danışanın süreç içerisinde yutma güçlüğü de sona ermişti.
Bu
örnekteki gibi bedenin
dilini okumayı öğrendikçe, ruhumuz sıkıştığı, daraldığı
ve nefes alamadığı yerlerden daha kolay özgürleşecektir. Böyle
bir yardımı göz ardı etmemek lazım....
Psikolog&Psikoterapist
Banu
Yaşar
yasarbanu@yahoo.com

Selamunaleykum Banu hanim,
YanıtlaSilSize bir kitabiniz hakkinda bir sorum olacakti. Benimle irtibata geçebilirmisiniz? Kitabinizi bir kaç sene önce almistim. Simdi tekrar elime geçti ve onu tercüme etmek isterim. Bana yardimci olursaniz çok sevinirim. Allah'a emanet olun!